Kars Kars Olalı (1)

Doğrusu Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’ndan aylar önce 2. Kars Kurultayı ve Festivali için birlikte birşeyler yapma çağrısı aldığımda “Peki bu kez başarabilecek miyiz?” sorusunu kendime sormadım değil.

Sormalıydım, çünkü birincisinde başaramamıştık. Başaramadığımız gibi elimize yüzümüze bulaştırmış ve de dünyaya rezil olmuştuk.

2000’deki kurultaydan bahsediyorum.

Hani şu davet ettiğimiz, alıp otellerine yerleştirdiğimiz, ama on dakika sonra da polis zoruyla sınır dışı ettiğimiz Ermenistanlı konuklarımız vardı ya, işte o kurultaydan…

Şimdi bu başarısız Kurultay’ın ikincisini denemek istiyordu sevgili dostum Alibeyoğlu ve Ermenistan’dan da katılım bekliyordu.

Doğrusu bravo Ermenistanlılara. O yıl olan bitenleri gurur meselesi yapmadılar ve hiçbir şey olmamış gibi dört yıl sonra gelip ikincisine de katıldılar.

Ermenistan’dan gelen heyette yer alan Erivan Devlet Konservatuarı öğrencisi gençler Festival’deki halk konserlerine katılarak katkı sundular.

Özellikle gençlerin Festival’in ilk gününde Kars Kalesi’nde, Kardeş Türküler’in verdiği konser öncesi sahne alarak onbini aşkın Karslıyı Ermeni ezgileri ile hüzünlendirmesi ve Ermeni oyun havalarıyla halay çektirecek denli coşturması doğrusu yaşanması bir lütuf olarak bahşedilmiş anlardandı.

Dile kolay … Kars, Kars olalı ancak 80 yıl sonra Ermenisiyle tekrar buluşuyordu.

Hiçbir tatsızlık bu coşkuyu gölgeleyemezdi.

Ne konserdeki resmi geçit sırasında diğer katılımcı ülkelerin bayrağıyla yürürken Ermenistan bayrağının “Belediye binasında unutuldu” gerekçesi ile yer almaması, ne de Kurultay öncesi belli kesimlerce açılan “Ermeni zulmü” sergisi.

Hiçbir şey ama hiçbir şey tarihin akışını değiştiremiyordu.

Dört yıl önce başarılamayan, bu kez başarılmış ve Kars, Ermenistanlıları kucaklamıştı.

Kars Kalesi’nde değişik dillerden türkülerin seslendirildiği gecenin finalini Kardeş Türküler koydu.

Feryal, “Zepür gı tarna” adlı o güzelim parçayı seslendirdiğinde sözlerini bilmese de Karsılıların nasıl mırıldandığını görmeniz gerekirdi.

Tanrının sevgili kuluymuşum ki o anları yaşayabildim.

2. Kars Kurultayı ve Festivali’ne damgasını vuran en büyük etkinlik ise yine bir konserdi. Ünlü şef Gürer Aykal yönetiminde Borusan Filarmoni Orkestrası’nın verdiği konserin en büyük özelliği ise Doğu’da bir klasik müzik konseri veriliyor oluşu değildi elbet. Karslının çok sesli müzikle, operayla, baloyla çok eskiden tanışıklığı zaten vardı.

Kars’taki tarihi mekânların dili olsa da geçmiş modern yaşantıları dillendirseler.

Şimdiki konserin ise asıl önemi mekânıydı.

Düşünün bir kez… Daha düne kadar içine girmek ve gezmek için binbir kapıdan izin alması, binbir kontrolden geçmesi gereken insanlar şimdi ellerini kollarını sallaya sallaya özgürce Ani Harabeleri’ne girip çıkabiliyorlar, o kadar ki bu yasak bölgede artık bir konser bile dinleyebiliyorlardı.

İşte Türkiye’nin yaşadığı nadir devrimlerden biri daha yaşanıyordu.

İnanılmaz bir durum ama gerçek.

Kars, Kars olalı böyle güzellik görmemişti.

Ani, asırlar sonra ilk kez binlerce kişiyi hep birlikte bağrına basıyordu.

“Ne olurdu” dedim kendi kendime Ani’de…

“Ne olurdu şu iş Ermenistanlılarla birlikte organize edilseydi, onlar da kitleler halinde gelip şu karşı sınırdaki yamaçta otursalardı.

Bir o yandan çalsalardı, bir bu yandan.

Arpaçay üzerindeki yıkık köprüyü müziğin notalarıyla yeniden onarsalardı.”

Bir dahaki sefere diyorum… Bir dahaki sefere…

Bunu başaranlar eminim ki onu da başaracaklardır.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (27.09.2004)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk