Kars Kars Olalı (2)

Türkiye Tarihi Eserleri Koruma Vakfı Başkanı Sabit Osman Avcı’nın 2. Kars Kurultayı’nda yaptığı konuşmada dile getirdiği öneri de aslında Kars’ta cesaretle dile getirilmiş ilklerden biri. Avcı, Ani Harabeleri’ndeki tarihi eserleri birer pırlanta, yakut ve zümrütle işlenmiş kolyeye benzettiği konuşmasında, Ermeni Patriğini dini ayin yapmaya davet etmeyi düşündüklerini, böylece Ani’ye turist getirmeyi amaçladıklarını belirtiyordu.

Oysa Ani’nin bu tür gösterişe dayalı çarelerden ziyade daha köklü adımlara ihtiyacı var.

Ani’de herşeyden önce namuslu bir kazı ve restorasyon çalışmasının yapılması gerekiyor. Bu ise ne tek başına Türkiye’nin ya da Türkiye’de kendinden menkul bir vakfın harcı, ne de Ermenistan’ın. Bunun için Türkiye, Ermenistan ve dünyanın bu konularda ileri gelen kuruluşları ve uzmanları akademik, teknik ve maddi olanaklarını birleştirerek birlikte hareket etmeli ve Ani’yi insanlığın ortak değeri haline getirmeliler. Türkiye ve Ermenistan için ise bu proje birlikte bir iş yapma olgusunun tekrar hayat bulacağı ilk önemli adım niçin olmasın?

Kars’ın hakkını vermek sadece Ani’yle de sınırlı değil. Kars içinde de yapılması gereken iş çok.

Ciddi bir örnek daha vereyim.

Kars Kalesi’nin dibindeki tarihi 12 Havariler Kilisesi’nin bu kez içini gez(e)miyorum çünkü ciddi bir ikilem içinde kalıyorum.

Yakın zamanlarda varolan hali korunarak camiye dönüştürülen ve adına “Kümbet Cami” denilen bu tarihi yapının daha geçen yıla kadar içine girmek sorun değildi. Adı her ne kadar camiye dönüştürülmüş olsa da, kilise müzelik halini koruyordu ve cami olarak da fazla bir işlevselliği yoktu. İçeri girdiğinizde bir camiden ziyade tarihi bir kiliseye girdiğinizi çok rahat hissedebiliyordunuz.

Bu yıl ise cami işlevi daha da zorlanmış. Kilise’nin içine cami halıları serilmiş. İçerde bir imam, cübbeli giyimiyle her an gelenleri buranın bir cami olduğuna ikna etmeye tetikte.

Şimdi siz benim yerimde olsanız ne yaparsınız. Ayakkabılarınızı çıkarıp içeri girseniz bu sizin tarihinizi inkâr etmeniz anlamına gelmez mi? Ayakkabıyla girseniz karşınızdakinin dini ritüeline saygısızlık olmaz mı?

“İyisi mi” dedim “Girmeyeyim daha iyi.”

Karslıları uyarmakta yarar var. Böylesine “Ben tarihi bir kiliseyim” diyen bir yapıyı cami diye yutturmaya çalışmanın artık boş bir çaba olduğunu anlamaları gerek. Hazır yanıbaşında yeni de bir büyük cami inşa edilmişken, çatısında bitmiş otlar nedeniyle görenlerin “Kıllı kilise” ya da “Kıllı cami” diye adlandırdığı bu yaşlı tarihi yapıyı kendi ait olduğu dünyaya devretmenin ve temizleyip restore ederek insanlığın ortak değeri haline getirmenin zamanı gelip de geçmektedir.

Kilisenin kilise olarak bırakılması ve yarın öbür gün sınırlar açıldığında Kars’a Ermenistan’dan ve dünyanın her bir yerinden gelecek Ermenilerin bu kendilerine ait kiliselerinde hiç olmazsa bir dua edebilmelerinin sağlanması, Kars’a yapılacak iyiliklerin başında gelmektedir.

Aksi halde şimdiki durum, utanılası bir komiklikten öte anlam taşımamaktadır ve Kars’a gelen yerli yabancı her turist için dudak bükülesi mizahi bir görüntüdür.

Sonuç olarak denebilir ki, Kars belki de kendisini çok iyi tanıyan yegâne Belediye Başkanı’na kavuşmuş durumda.

Bu yürekli insan, halkının geleceği için bölgedeki tüm sorunların bitmesi ve özellikle de komşu Ermenistan’la sınır kapısının açılması gerektiğinin farkında.

Dileğim o ki Kars ve Ermenistan halkları Kuzey Kıbrıs’taki halkımızı örnek alırlar ve o kapalı kapıların açılmasını kendi iradeleriyle zorlarlar.

Bize ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın 2. Kars Kurultayı ve Festivali’ne gönderdiği mesajındaki selam düşer:

“Selam olsun Ermenistan sınırının açılması için mücadele veren Kars halkına.”

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (30.09.2004)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk