Ferman’ın Dermanı

Türkiye’de Azınlık kavramının ne anlama geldiğini anlamak için sözlüklerden ziyade son günlerdeki tartışmalara bakmak yeterli.

Herkesin “Biz bu ülkenin asli unsuruyuz, Azınlık değiliz” şeklinde haykırmasından ve Azınlık olarak tanımlanmaktan kaçınmasından da bir kez daha anlaşılıyor ki bizim ülkemizde Azınlık hayli öcü ve aşağılık bir kavram.

Azınlık dedin mi statüsü çoğunluktan farklı ve daha ikinci planda kalan bir kesim sözkonusu.

Ve ne yapayım ki, bendeniz de o kesimin bir ferdiyim.

Madem Azınlık kavramı bugün bu kadar gündemde… O halde, Azınlıklar’ın

Türkiye’deki ruh halini en iyi anlatan ve sık sık ifade ettiğim bir saptamamı bir kez daha yinelemenin tam zamanı.

Ferman diye bir arkadaşım var, benden hayli de yaşlı.

Marmara Ereğlisi’ndeki mütevazi yazlığı tam denize sıfır.

Lakin bahçesinde tek bir ağaç yok.

Ekmiş domatesi biberi, mısırı, ayçekirdeğini… Misafirlerini onlarla avutuyor sürekli.

“Niye bir tane ağaç dikmezsin yahu” diye soracak oldum… Bin pişman oldum.

“Dikmem arkadaş” dedi ve başladı anlatmaya.

“Bizim atalarımız, Adem’le Havva’dan 1938’e kadar, Bitlis’in Mutki kazası,

Kerkho köyü, Kitoro mahallesinde 36 hane olarak yaşardı.

Bağımız, bahçemiz vardı. 1920’den 1938’e kadar Şeyh Sait İsyanı nedeniyle asker bir yandan, eşkiya bir yandan, her sene mezralarımızı bombaladı, talan etti ki barınamayalım. Düşün ki 1915’lerde kimsenin burnu kanamadı bizim orada, ama 1920’den 1938’e bir babamla bir anam kaldı koca köyde.

Sürdüler bizi Çorum’un Osmancık kazası, Kızıltepe köyüne. 10 sene bize gösterdikleri buğday ambarının dibinde yaşadık. Biz de ambar kenardaki bir boşluğu ağaçlandırdık. Altı kardeşimden ikisini orada kaybettim.

Tam üç beş meyva yiyecekken, bu kez Amasya’nın Gümüşhacıköyü’ne götürdüler. İki sene sonra da oradan Ahlat’ın Soğurt köyüne, daha sonra da Siirt’in Kurtalan kazasının Kötibe Hırab’ına (yıkılmış köy) . Eski bir Ermeni köyüydü. Devlet 1950’de burada 100 dönüm araziyi bize verdi. Orayı da ağaçlandırdık, altı sene sonra da buradan zorla Diyarbakır’a, oradan da İstanbul’a göçerttiler bizi.

1972’de işportacılıktan kazandığım parayla Avcılar’da bir arsa satın aldım. Yazlık ev yaptım. 35 tane ağaç diktim. Yedi-sekiz sene sonra tam ağaçların meyvesini yiyecekken bahçeme iti, hırsızı, arsızı dadandı. Çalıp çırptılar herşeyimi. Dayanamadım oradan da ayrıldım. Şimdi işte buradayım.

Yaşantımın her anında, her gittiğim yerde ağaç diktim ama meyvelerini başkaları yedi. Ben yiyemedim. Onun için burada artık ağaç dikmiyorum. Günübirlik kendi yiyeceğim sebzemi yetiştiriyorum o kadar işte.”

Türkiye’de Azınlıklar’a devletin resmi bakışının ne olduğunu bundan önce çok yazdım.

Bu bakış açısının özeti şudur:

Türkiye’deki Gayrimüslim Azınlıklar bu ülke için bir ‘güvenlik’ sorunudur.

Böyle olduğu içindir ki sadece Milli Güvenlik Ders Kitabı’nda “Türkiye üzerine oynan oyunlar” ünitesinin “Bölücülük faaliyetleri” bölümünde zikredilirler ve şöyle dışlanırlar:

“Türkiye’de %95’in üzerinde büyük bir çoğunluk binlerce yıldır aynı kaderi paylaşmakta aynı kültür ve amaç içerisinde yoğrulmaktadır” İşte %5 Azınlıklar bu birlikteliğin dışında tutulurlar ve her Türk gencine de bu ayrımcılık Milli Güvenlik derslerinde öğretilir.

Azınlıklar sadece ve sadece birer güvenlik sorunu oldukları içindir ki zaten üniversiteler dışında hiçbir devlet kadrosunda yer alamazlar.

Devletin azınlıklara bakışı böyle de toplumunki değişik mi?

Doğrusu “Bu ders kitabıyla yoğrulan bir toplumun bakış açısı nasıl farklı olabilir?” sorusu hayli haklı bir soru, ancak son günlerde gerçekten bu soruya da hiç ihtiyaç yok.

Herşey tüm çıplaklığıyla ayan beyan ortada.

Baksanıza nasıl herkes “Biz azınlık değiliz” diye çırpınıp duruyor.

Ferman’ın dermanını tüketen geleceğe güven sorunu…

Türkiye’nin Azınlıkları’nı tüketen ise devletin güvenlik politikası.

Güven ve güvenlik… Sonuçta iki kesimin ulaştığı bileşke ise güvensizlik.

Tüketme dermanını Ferman, dik ağacını…

Bu ülkenin, senin ağaçlarının rüzgârından esecek ferahlığa ihtiyacı var.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazatesi (18.10.2004)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk