Bu Zihniyet Değişmedikçe…

Haberin başlığı şöyle:

“Yabancı okullara Türk müdür şartı kaldırılıyor”

Peki yeni getirilen düzenleme ne?

Bunu Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik şöyle açıklıyor:

“Türk asıllı şartındaki ‘Türk’ kelimesi etnik kökeni değil, bir ulusu ifade ediyor, bundan dolayı da buradaki ‘Türk asıllı’ ifadesini ‘Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı’ olarak değiştiriyoruz.”

Değişikliği içeren yasa tasarısı Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda CHP’nin de desteğiyle kabul edilmiş.

Ne demeli?

Gözün aydın Baskın Oran, gördüğün gibi kızsalar da yırtsalar da raporun bir işe yarıyor.

Uygulamada birşey değiştirecek mi bu yeni tanımlama?

Ne yazık ki şimdilik böyle bir işaret gözükmüyor.

Özellikle Azınlık okulu yetkililerinin ‘Müdür’ ile ‘Türk Müdür’ arasındaki hiyerarşik düzensizlikten yakınmalarına bir çözüm getirilmiyor.

Azınlık okulunda Azınlık mensubu müdür ile Milli Eğitim bürokrasisinin atadığı müdür yardımcısı (kendi deyimleriyle Türk Müdür) arasında her şeyden önce disiplin ve sicil amirliği konusunda bir yetki düzensizliği sözkonusu.

Okulun en yetkili amirinin müdür olması gerekirken sıfatı müdür yardımcısı olan Türk Müdür, asıl sicil amiri konumunda.

Buna da haklı olarak Azınlık mensubu müdür itiraz ediyor.

“Bu nasıl bir uygulama ve tanımlama? Ben de Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı değil miyim? Ben müdür o müdür yardımcısı iken, yetki ve hiyerarşi olarak da yardımcımdan üstte olmam gerekmez mi?”

Çok haklı bu itiraz ısrarla dile getirilse de, bu garip uygulama yıllardır inatla sürdürülüyor.

Şimdi yapılan değişiklik ise sadece ve sadece müdür yardımcısının Türk yerine “Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı” sıfatıyla tanımlanması. Gerçi bu da bir gelişme ama asıl sorunu çözmüyor.

Yapılması gereken asıl değişiklik müdürü gerçek amir olarak konumlandırma.

Ne var ki bu talep sürekli gözden ırak tutuluyor.

Bakın bunun sebebini şu çirkin yaşanmışlık nasıl pek de güzel açıklıyor.

Tarih 27 Ocak 1995. Yer Cağaloğlu Anadolu Lisesi.

Dönemin İstanbul Milli Eğitim Müdürü Naci Akay, İstanbul’daki tüm Azınlık okullarının müdür ve müdür yardımcılarını (Türk Müdürleri) birlikte bir toplantıya çağırır.

Toplantının açış konuşmasında Milli Eğitim Müdürü aynen şu ifadeleri kullanır:

“Sizler (Türk müdür yardımcılarına hitaben) bu okullarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil ediyorsunuz. Bildiğiniz gibi bu okullardaki müdürleri biz değil, azınlığın insanları seçip getiriyor. Ama sizi biz seçiyoruz. Mesela özel okullar yabancı öğretmen alırlar. Ama oradakiler bizim müdürümüz. Biz tayin etmişizdir. Biz seçmişizdir. Buradakiler ise bizim müdürlerimiz değil.

Dikkatli olmalısınız. Bütün müdür yardımcıları dikkatli olmak zorunda.

Bildiğiniz gibi halk arasında size “Türk Müdür” denir. Sizler bu okullarda bizim gözümüz ve kulağımızsınız. Burada olup biteni takip etmek ve bizlere haber vermek sizin göreviniz. Bu yüzden sürekli görevinizin başında olmalısınız. Olup bitenleri bize bildirirseniz size müteşekkir oluruz. Aksi halde güle güle deriz. Sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Sizlere güveniyoruz.”

Naci Akay bıkmamış usanmamış, bu ifadelerin bir benzerini de Sabah’tan Refik Durbaş’ın “Posta Kutusu”na atmış. Bir ara yolsuzluk yaptığı iddialarıyla gazete manşetlerine de geçen İstanbul Milli Eğitim Eski Müdürü 16 Kasım günü yayınlanan “Azınlık okullarına öğretmen atama” başlıklı mektubunda şöyle diyor:

“Türk yönetici ve öğretmenlerin bu okullardan çekilip yerlerine Türk vatandaşı sayılan azınlıkların atanması katiyen doğru değil. Aksine, buralarda görevlendirilecek olan Türk öğretmenlerin daha titiz bir biçimde seçilmesi sağlanmalıdır.”

İşte size Azınlıkların hangi zihniyete sahip bir bürokrasinin eline terkedildiğinin ispatı.

Fazla laf da gerekmiyor zaten!

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (22.11.2004)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk