Önüm Arkam Sağım Solum

Taksi şöförü belli ki sıkı bir AB yandaşı. Tayyip Erdoğan Hükümeti’ni öve öve bitiremiyor.

Sağ-Sol lafını duyunca da gazlıyor:

“Abicim bu memlekete ne bela geldiyse işte bu Sol ile Sağ’dan geldi. Bir ara vuruşuyor birbirlerini öldürüyorlardı, işte bi o zaman memleketin canına okudular, şimdi de Avrupa Birliği’ni bahane edip aynı kaba işiyorlar, korkarım yine memleketin canına okuyacaklar. Bunlardan hayır gelmez abicim, vuruşunca da buluşunca da memlekete zarar veriyorlar.”

Hangi Sağ ile hangi Sol’u kastediyor şoför efendi?

İşaret ettiği buluşma sadece “Aydınlıkçı Ulusalcılar”la “Ülkücü Milliyetçiler”in oluşturduğu marijinal “Kızıl Elma”cılarla mı sınırlı yoksa daha geniş bir Sağ ve Sol’u da içeriyor mu?

Örneğin CHP ve MHP de bu buluşmanın tarafları mı?

Doğrusu her iki kanadın da birkaç yıldır sergiledikleri ulusalcı ya da milliyetçi performans birbirinden pek farklı olmasa da…

Kıbrıs konusunda, Azınlıklar’ın hakları konusunda, çokkültürlülük konusunda, yönetimin merkezden yerele aktarılması konusunda, bir ‘öteki’ üretip siyaseti bu ‘öteki’ne saldırarak yürütme konusunda, hemen hemen aynı üslup içerisinde olup, aynı dili kullansalar da…

CHP ile MHP’yi aynı safa dizmek acı veriyor insana.

Lakin onları benzeştiren ve yeri geldiğinde de birleştiren köklü bir tutkalın varlığını da görmezden gelmek olanaksız.

Bu da sanıyorum İttihat-Terakki zihniyetinin halen varlığını devam ettiren o gizemli gücü.

“Nedir o güç?” derseniz, doğrusu bunun derinliğine inmem mümkün değil.

Çünkü çok derin.

Ve ‘Derin Devlet’ kavramıyla da yakından ilgili.

Devlet kavramının derinleştirilmesi, Devlet’in güvenliğinin ön plana alınması ve bunun için gerektiğinde her türlü demokratik yöntemin terkedilerek dayatmacı bir üslubun mübah görülmesi ve daha bir dizi “Devletçi, Milliyetçi, Ulusçu” yöntem ve anlayışın “Her şeyin üstünde” görülmesi bu derinliğin satırbaşları sayılabilir.

Dediğim gibi, bu derinliğin analizini tam anlamıyla yapabilmek benim haddimi ve çapımı aşan bir yetkinlik gerektiriyor.

Ben ise ancak İttihat-Terakki zihniyetinin ve üslubunun halen ne kadar geçerli olduğunu sezebildiği belirmekle yetiniyorum.

Sezgiyi ise hiç küçümsemiyorum.

Bazen bilgiden de güçlü.

Gerçi sezgi dediğiniz de öyle kendiliğinden oluşmuyor.

Sonuçta Ecevitler de DSP’de, CHP geleneğinden çıktılar ve maşallah çağdaş İttihatçılığın gerçek örneklerini hep onlar verdi.

Solcu Ecevit’in kimi zaman dinci Milli Görüşçülerle, kimi zaman Türkçü milliyetçilerle yaptığı ittifakların her biri ‘İttihatçı ittifak’ın tipik örnekleri değil miydi?

Peki ya CHP’nin son yıllardaki benzer İttihatçı performansına ne demeli?

Aşağı kalır bir yanları var mı?

Taksi şoförünün Sağ ile Sol’u bu denli birbiriyle örtüştürmesi ve bu memleketin başına bela olarak görmesi doğrusu Sol adına benim çok ağrıma gitti.

Ama şoför haklı galiba.

Sol da Sağ da İttihat Terakki zihniyetinden ve üslubundan kurtulmadıkça bu gidişle birinin diğerinden farkı kalmayacak.

Demokratlığın gerçek erdemine ulaşabilmişleri tenzih ederek,

Türkiye Sol’u ve Sağ’ı kendikendilerini bir ölçüp biçseler diyorum.

Benzeyen yanları mı daha fazla benzemeyen mi?..

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (18.01.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk