‘Dönmeler’in Dönmesi

“Dönmeler”in dönmesiTürkiye toplumunun tabu alanlarından “Dönmeler” konusunda son dönemde farklı platformlarda ilginç görüş ve veriler ortaya konuyor. Asıl ilginç olan da tabu konulara ilginin, milliyetçi ve mukaddesatçı kesimlere de sirayet etmiş olması.

İlk örnek hayli çarpıcı:

İnternet üzerinden dünya genelinde Türkiye’nin ve Türklüğün haklarını savunan, Kıbrıs, Avrupa Birliği ve Ermeni soykırımı gibi konularda hassasiyet gösteren “Turkish Forum” adlı iletişim ağında şu sıralar yer alan bir ifadede aynen şöyle deniyor:

“Bugünün Türkiyesinde 1.5 milyon Ermeni Türk isimleri kullanmakta ve takribi 60 bin Ermeni ise Ermeni isimleri kullanmaktadır”.

Konunun bir başka boyutuyla işlenişine ise Zaman gazetesindeki 15 Mart tarihli yazısında Kürşat Bumin’in köşesinde rastlıyoruz. Bumin, aynı gazeteden Mehmet Kamış’ın verdiği bilgiyi köşesine aktararak şu satırlara yer veriyor:

“Anadolu’da yaşayan Ermeniler’in hepsi bu topraklardan göçüp gitmedi. İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Salim Cöhce, sadece Malatya’da 3 bin 500 ailenin Ermeni asıllı olduğunu, isimlerini değiştirip halen o şehirde yaşadıklarını söylüyor.”

Cuma günkü “Dünya durmadan dönüyor” başlıklı yazımda yer verdiğim öykünün demek ki sayılamayacak örnekleri var.

Aksiyon dergisinin bu haftaki haberine baktığımızda ise dünya dönerken dönmelerin de döndüğünü öğreniyoruz.

Aksiyon, misyonerlik tartışmaları ve “Hıristiyanlaşan Türkler” konusunu “Asıl dinlerine dönüyorlar” başlığıyla ayrıntılı bir dosya halinde ele aldı. 14 Mart tarihli sayısında Hakan Güven imzasıyla çıkan araştırma yazısında din değiştirmeden ziyade kökenleri gayrimüslim olanların aslına dönmelerinin sözkonusu olduğu vurgulandı. Hakan Güven, nüfus verileri üzerinden yaptığı çalışmanın sonuçlarını şöyle aktarıyor:

“1916 yılından bu yana tutulan nüfus kayıtlarına göre İslamiyet’ten Hıristiyanlığa geçen vatandaşlarımızın toplam sayısı 2 bin civarında. Fakat, bu rakamların en ilginç noktalarından biri şu: Söz konusu rakamın yüzde 80’inden fazlasını köken itibariyle Ermeni, Süryani ve Rum kökenli vatandaşlarımız oluşturuyor. Eş durumundan din değiştirenler 100 civarında… ‘Diğer sebepler’ olarak adlandırılan nedenlerle din değiştiren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının toplamı ise 300 kadar… Müslüman iken Musevilik, Yezidilik gibi diğer dinlere geçenlerin sayısı da yine 300’e yakın. Bir başka ifadeyle hadise din değiştirmeden ziyade ‘aslına dönüş’. Yani, bir tür aslî kimliğini açığa vurma ve ortaya çıkarma…”

Hıristiyanlığa geçenler üzerine yapılan çalışmaya göre en çok din değiştirmenin İstanbul’da yaşandığını, bunu Diyarbakır, Adıyaman, Batman, Sivas, Tunceli ve Malatya’nın izlediğini belirten Güven, şu saptamada bulunuyor: “Özü itibariyle gerçek olan şu: Din değiştirdiği söylenen Türkler köken itibariyle Süryani, Ermeni veya Rum vatandaşlarımız. Dönemin siyasî konjonktürü gereği kendini gizleme ihtiyacından ya da başka nedenlerle ismini ve dinini farklı gösteren kişiler bugün eski dinlerine, eski isimlerine dönüyor.”

Bugünde dek tabu kalmış bir konuya ilişkin bu cesur yaklaşımlar, belki de büyük bir açılımın müjdecisi. Bu bağlamda en çok da Fethiye Çetin’in “Anneannem” adlı kitabını önemsiyorum. Çetin’in, Ermeni olduğunu öğrendiği ninesinin hikâyesini anlattığı ve sonradan ta Amerika’da bizzat kendi ailesinin parçası olan Ermeni akrabalarını bulma macerasını paylaştığı bu kitap, ilk kez ele alınan konusu, insanın içine işleyen yalın, sıcacık üslubuyla haklı bir ilginin odağı oldu.

“Anneannem” elden ele dolaşıyor çünkü çok bildik, çok susulduk ve belki de çok geniş kesimleri kapsayan bir konuyu gündeme getiriyor.

Belli ki daha başımız çok dönecek, dönecek ki bir tabu daha aralansın ve tarihi, sadece ölenler üzerinden değil, kalanlar üzerinden de konuşabilmenin üslubunu tutturabilelim…

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (22.03.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk