Sınavda Çakanlar

Çok olağan karşılıyorum milliyetçi kesimin ruh halini.

Hatta yakın zamandan bir örneği anımsatarak, biraz daha da ileri gideyim…

Hani bir ara ‘Salkım Hanım’ın Taneleri’ filminin tartışmaları vardı.

“Filmde kullanılan Türk askerinin özellikle cılız kişilerden seçilmiş olduğunu” düşünen ve bu tesbitini de filmi yaratanların vatan hainliğineindirgeyen milliyetçi zihniyet mesela…

Onlar dahi makbülümdür.

Ne dediklerini anlıyorsunuz hiç olmazsa, alıp bir yere koyabiliyorsunuz.

Karşınıza çıktıklarında nasıl davranabileceklerini kestirebiliyorsunuz.

Bu tür bir zihniyete sahip oluşlarının, salt kendi sorumluluklarıyla sınırlı olmadığını da kestirebildiğinizden, bir noktadan sonra onları niçin böyle düşündükleri konusunda suçlamak da abes.

Ne yapsınlar, ‘öteki’ne düşmanlığın suyu ve güneşiyle büyümüşler yıllarca, öyle varolmuşlar.

Yapılabilecek tek şey ya onlarla hiç tartışmamak, ya da tartışırken damarlarına basacak söylemlerden kaçınmak.

Hoş, damarlarına basacak bir söz söylemeseniz de, mesela bir Ermeni olarak eşit yurttaş kimliğinizle karşılarında boy gösterip, televizyon ekranlarında altta kalmayan laflar etmeniz bile başlıbaşına onları körüklemeye yetiyor.

Nasıl olur efendim, bu ne cüret?

Bir Ermeni çıkacak, milliyetçiliği tescilli bir saygıdeğerin karşısında hem de hiç istifini bozmadan çatır çatır kimliğini ve eşit yurttaşlık haklarını savunacak… Böylesi görülmüş şey mi yani?

Elbette “Defol git bu memleketten” diye alttan altta çalışırlar böyleleri için.

Ama olsun… Ben ille de “Bu sağcı zihniyet daha makbulümdür” demekten geri durmuyorum…

Geri durmuyorum çünkü beri tarafta daha tehlikeli bir güruh var ve bazen siz onları kendinizden sanabiliyorsunuz.

Solcu geçiniyorlar çoğu kez, demokrat kesiliyorlar arada bir.

Hatta öyle ki, bunların kimi zaman köşelerinde “Köfteli, pilakili” Ermeni komşularını anmalarını size ve geçmişte yaşanmış haksızlıklara gönderilmiş bir özür gibi kabul etmek niyetine bile kapılabiliyorsunuz.

Gerçek sınav günleri gerekiyor böylelerinin maskelerinin düşmesi için.

Tıpkı Salkım Hanımın Taneleri, ya da şu günlerde Ermeni sorunu etrafında sürdürülen tartışmalarda olduğu gibi.

Ancak böylesi sınav günlerinde görebiliyorsunuz bu ülkenin solculuğuna, demokratlığına soyunmuşların nasıl Varlık Vergisi uygulamasını aklamaya ya da yaşanmış bir felaketi görmezden gelmeye çabaladıklarını.

Ve anlıyorsunuz ki bunların köfte ve pilaki merakları da sadece kendi nefs-i bencilliklerinden…

Yoksa sizi beni düşündükleri yok.

Bu ülke demokratlarının henüz yeterince tartışmadığı bir soru duruyor orta yerde.

Ermeni sorunu konusunda devletin resmi tezi belli ve bunun anlaşılır yanları var. Keza sağ kesimin, devletin tezine verdiği destek de bilinen ve anlaşılan bir şey.

Sahi Ermeni sorunu üzerine Cumhuriyet tarihi boyunca sol geçinen kesim ne yazdı?

Hangi edebiyatçılarımız, hangi büyük şairlerimiz yazdıkları onca dillerden düşmeyen dizelerine iki satırla da olsa bu topraklarda yaşanan bu dramı da sığdırdılar?

Gerçek demokratları tenzih ediyorum elbet ama…

‘Ne yazık ki pek yok’ demekten de kendimi alamıyorum.

Herkesin notunun belli olması açısından, böylesi tabu tartışmalar hakikaten gerçek sınavlara dönüştüler.
Milliyetçilerin alacağı not zaten belli, şaşırmıyoruz.

Asıl çakanlar bizim sözde demokratlar.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (13.05.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk