Devlet’in Üçüncü Şahıslarına

Tavuk su içer Allah’a bakarmış ya… Bunu bazen biz Azınlıklar da yaparız. Gerçi vefa ve sadakat açısından tavuklardan hiç aşağı kalmayı z, ancak çok şükür aklımız tavuğunkinden fazla. Fazla olduğu için de başımıza gelen iyi ya da kötü şeylerin Allah’tan ziyade Devlet’ten geldiğini çok iyi biliriz.

O nedenle, su içsek de içmesek de, bizim baktığımız yüce kat sürekli Devlet’tir. Boynumuzun sürekli kıldan ince oluşunun ve Devlet’e bakık kalışımızın nedeni ise açıktır. Su içemediğimizde Devlet’e bakar, yakarırız… Su içtiğimizde de Devlet’e bakar, şükranımızı sunarız.

Şu ara Devlet’e bakışımız daha ziyade şükrandan. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevkedilen Yeni Vakışar Yasası, kabul etmek gerekir ki Azınlıklar’ın beklentilerinin önemli bölümünü olumlu yönde karşılıyor.

Sezar’ın hakkı Sezar’a..! Yasa bu haliyle, “Azınlık Vakışarı’na mal mülk edinme özgürlüğünü getirmesi, bu mal mülk üzerinde gelir getirici tasarruşarda bulunma hakkını sağlaması, ölü hayratların yaşayan akarlara dönüştürülmesi, ihtiyaç fazlası akarların diğer cemaat vakı şarına aktarılması, Vakışar Meclisi’ne azınlıklardan da bir temsilci alınması, vakışarın gelir getirici iktisadi işletmeler ve şirketler kurabilmesinin sağlanması” gibi çok yaşamsal konularda çok önemli haklar getiriyor.

Yıllardır hep hak kaybetmeye alışmış biz Azınlıklar için bu gelişmeler mucize niteliğinde. Dolayısıyla bize düşen görev, yasa tasarısı karşısında elbette ilk planda duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek. Ancak, vakışarımızın elinden mahkeme kararlarıyla alınmış olan mülklerin iadesi ya da tazmini konusunda, yeterince gösterilmeyen hassasiyeti ısrarla aramak da hakkımız. Ne olurdu bir kere de şu işi dört başı mamur gerçekleştirseydik de, hakkımızı aramak için mahkeme kapılarına muhtaç bırakılmasaydık!

Yasa taslağı, Azınlık vakışarının elinden alınan çok sayıda mülkün geri verilmesine yönelik eksik bir yaklaşım sergiliyor. Taslağa göre, elden alınan mülklerden şu anda sadece Devlet’in elinde kalanların iadesi mümkün. Üçüncü şahıslara geçmiş olanlara Devlet “Ben karışamam” anlayışını getiriyor ve sorumluluktan kaçınmayı yeğliyor.

Oysa bu mülklerin Azınlık vakışarının elinden alınmasını Devlet sağladığı gibi nihayetinde de üçüncü ellere geçmesine o vesile oldu. Şimdi aynı Devlet’in “Bu bir haksızlıktı ama şu an benim üçüncü şahıslara geçmiş mülklere ilişkin yapacak bir şeyim yok” demesi kabul edilemez.

Biz Azınlıklar’dan ne bekleniyor? Yasanın olumlu maddelerine duyduğumuz minnet borcuna binaen bu vurdumduymazlığa sessiz kalmamız mı? Tabi ki sessiz kalmayacağız ve hakkımızı arayacağız. Sonuçta bu hak aramanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmesinden de biz değil, Devlet sorumlu olacak. Temennimiz, yasa Meclis’te görüşülürken bu eksiğin verilecek ek önergelerle giderilmesi.

Bir de tabi, asıl gerçeği yasanın uygulamaya başlamasıyla görecek olmamız durumu var. Görece ğiz bakalım, mülklerimizden kaçı Devlet’in elinde kalmış, kaçı üçüncü şahısların eline geçmiş. Endişeliyiz çünkü Devlet’ten beslenmenin ve geçinmenin bu kadar yaygın olduğu bir sistemde, bürokrasi ile mafyatik uygulamaların bu kadar içiçe geçtiği bir mekanizmada, o mülklerin Devlet’in elinde kalmamış olması hayli güçlü bir ihtimal.

Dolayısıyla, kimse bizden avucumuzu yalamamızı beklemesin. Yok öyle yağma… “Devlet karşısında boynumuz kıldan ince” dedik ama Devlet’in üçüncü şahıslarına da “Boynumuz kıldan ince” demedik.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (24.06.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk