Haydi Bastır Manastır

Gazeteye yansıyan haber ve görüntüler insanın için cızz ettirecek cinsten.

Yaz bitti bitecek ama Patrik Bartholomeos Kınalı’daki Manastır Çocuk Kampı’nın açılışını anca yapabilmiş.

Vakıflar bürokrasisinin artık gelenek haline getirdiği bürokratik engellemeler nedeniyle çocuk kampı bugüne değin açılamamış. Vali’nin özel izniyle ancak kampın açılışı yapı lırken, haberin en can alıcı noktası kampın açılışında kampa katılacak Rum çocukların o anda orada olmayışları… Muhtemelen artık yoklar ya da çok azaldılar.

Nitekim Patriğin konuya ilişkin açılış konuşmasında yaptığı değinme, acı gerçeği tüm boyutlarıyla ortaya koyuyor:

“Üzgünüz çünkü çoçuk kampı çocuksuz açılıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Büyükada’daki yetimhanede olduğu gibi, bu malımıza da el koymak istedi. Bazı hususlarda kötü niyet var. Rum vatandaşları 120 bindi, şimdi 2 bin kişi kaldı. Durup dururken insan evini barkını bırakıp gitmez.”

Çocukluğumu anımsadım tabi…

Kınalıada’nın iki çocuk kampından biriydi Manastır, diğeri de bizimki. Mekân olarak kıyasladığımızda biz minikler, manastırdakilere imrenirdik.

Bizim kamp, tellerle çevrili beton bahçesiyle bir tür kümesi andırırdı. Yüzlerce çocuk, elli metrekarelik hadi bilemediniz yüz metrekarelik beton bir alan üzerinde sabah akşam koşturur dururduk.

Manastırdakiler öyle mi?

Kınalı’nın en tepesindeydiler. Adanın 360 derecelik kıyısını o tepeden izleme olanakları mevcuttu. Tarihi binalarının bahçesi, gölgesi büyük ağaçlarla, orası yetmezse binanın önündeki geniş yeşil ve ağaçlıklı piknik alanı hafta içi sakinliğiyle hep onların emrindeydi. Çocuk hevesimizde onlar bize göre daha şanslıydılar.

Öykünürdük onlara ama her yaz kamplar arası düzenlenen spor turnuvasında da çoğunlukla hadlerini bildirirdik.

Hoş bir heyecandı bizim kampla Manastır arasındaki yarışmalar.

Top sahasını dolduran minik taraftarların sloganları çocukluğumuzun unutulmaz anıları arasındadır. Hele de şu hiç unutamadığım slogan… “Haydi bastır Manastır.”

Kınalı’daki Ermeni Çocuk Kampı bugüne kadar varlığını aynı tempoda sürdürüyor.

Rumların Manastırı ise artık çocuklarından mahrum kalmak üzere.

Patrik Bartholomeos’un serzenişi hâlâ kulaklarımda:

“Rum vatandaşları 120 bindi, şimdi 2 bin kişi kaldı. Durup dururken insan evini barkını bırakıp gitmez.”

Ve tabi çocukluğumuzun sloganı: “Haydi bastır Manastır.”

Patriğin serzenişine dahi tahammül edemeyen Bakan Mehmet Ali Şahin’in beyanatları ve kimi basın organlarının konuyu ele alış üslubu ortada.

“Papaz çizmeyi aştı.”

“Patrik sınırı aşıyor.”

“Papaz haddini aştı.”

“Vakıflar Patrik’e dava açacak.”

Kimsenin Patriğin derdini dinlemeye niyeti yok:

“Rum vatandaşları 120 bindi, şimdi 2 bin kişi kaldı. Durup dururken insan evini barkını bırakıp gitmez.”

Ama onlar kendi nakaratlarında, onlar kendi sloganlarında… “Papaz çizmeyi aşmış.”

Vakıflar Genel Müdürlüğü Patrik aleyhine dava açacakmış…

Ah nerde o günler… Keşke böyle bir hata yapsalar.

Bizler de o mahkemeye doluşsak ve ortaya koysak bildiğimiz gerçekleri…

Bir bir anlatsak orada Azınlık mülklerinin Azınlık Vakıfları’nın elinden nasıl ele alındığını ve vakıflardaki bürokratlar tarafından kimlere peşkeş çekildiğini…

Bu peşkeş çekilenler arasında hangi aşırı sağcı gazetelerin patronlarının yer aldığını… Açılsa da bir mahkeme, biz de göstersek dünya aleme kimlerin gözü bizlerin malı mülkü üzerinde…

Boşuna değil unutmayışım çocukluğumun sloganını :

“Haydi bastır Manastır.”

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (05.08.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk