Dost Acı Söylermiş

Aslında hepimiz çıkmazın farkındayız, lakin terennüm etmekten çekiniyoruz.

Çaresizliğimiz o denli büyük ki, iki hoş lafa, iki hoş buluşmaya sığınıp, medet umuyoruz.

Ve giderek çaresizleşiyoruz.

Kafayı kuma gömmek ve gerçekleri görmemeye çalışmak için kelime üzerine kelime, cümle üzerine cümle üretiyoruz. Kıvır kıvır kıvranıyoruz…

Oysa hayat düz gidiyor, bizim gibi kıvırmıyor.

Biz “Kürt sorunu” desek de demesek de, biz “Varlardı-yoklardı” diye tartışsak da, Kürtler varlar ve Kuzey Irak’ta gayrı bir Kürdistan kurdular.

Ve şu da kesin olarak bilinmeli ki Kuzey Irak’ta Kürdistan’ın kurulmasıyla birlikte, Türkiye’nin Kürt sorunu da bütünüyle çehre değiştirdi ve kaçınılmaz sürecine girdi.

Bu sürecin özeti şudur:

Gayrı Kürt sorunu Türkiye’nin sadece bir iç sorunu değil, ağırlıklı olarak dış sorunudur.

Ne demek istediğimi ve kabul etmemiz gereken gerçekleri “dost acı söyler” üslubu ve düz mantığımla madde madde biraz açayım.

Gerçek bir… Türkiye’nin Güneydoğusu’nda sınır komşusunun adı artık Kürdistan’dır… Irak gayrı ırakta kalmıştır.

Gerçek iki… Bu gerçeği kabul etmesi gereken sadece Türkiye değil, idrak etmesi gereken de bizatihi Kürdistan yönetiminin kendisidir.

Gerçek üç… Dolayısıyla Kürdistan yönetimi, Kuzey komşusu Türkiye’de yaşanacak bir Kürt hareketinin kendisi ile komşusu Türkiye arasındaki ilişkileri etkileyeceğinin ve belirleyeceğ inin farkında olmalıdır.

Öte yandan Türkiye’deki “Kürt hareketi”nin de farkında olması gereken gerçekler sözkonusudur.

Gerçek bir… Amerika’nın Irak’ta yarattığı Kürdistan devletinin oluş biçimine özenerek, bir bağımsız Kürt devleti de Türkiye’de yaratılabileceğine heves etmek, bizatihi Irak Kürdistan’ı nın varlığı nedeniyle gayrı olanak dışıdır. Kürt hareketinin ezici çoğunluğunu dışında tutmakla birlikte, az sayıda da olsa varolacak olan ayrılıkçılar bu durumu idrak etmeli ve geleceğ ini ayrılıkçı bir siyasal çözüm yerine, Türkiye’nin bütünlüğü içinde aramalı, demokratik yaşamın kazanımlarını kendine temel hedef almalıdır.

Gerçek iki… Şu noktadan sonra devam edecek ve PKK tarafından gerçekleştirilecek silahlı terör eylemleri sadece Türkiye’nin demokratik gelişimine darbe vurmakla kalmaz, esas olarak o çok özenilen Kuzey Irak’taki Kürdistan devletinin bekasına da darbe indirir.

Özet olarak şu çıplak gerçeği bir kez daha yinelemekte yarar var:

Türkiye’de Kürt hareketinin yine az bir kesimine ait olan ayrılıkçı serüveni artık sona ermiştir ve bundan böyle Türkiye içinde bir bölünmenin ve buradan yeni bir Kürt devletinin ortaya çıkışının, ya da Güneydoğu’daki Kürtler’in Irak Kürdistanı’na toplu halde intikal etme ihtimallerinin maddi şartları bizatihi Irak Kürdistanı’nın varlığı nedeniyle tamamiyle ortadan kalkmıştır.

Bireysel tercih açısından bakıldığında ise bundan böyle kendisine ille de Kürt devleti isteyen bir Kürt için sonuçta devlet de hazır. Göçer iki adım öteye ve bu arzusuna kavuşur. Tehlike topu topu bu kadardır.

Diğer bir deyişle Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün yegane teminatlarından biri bizatihi Irak Kürdistanı’nın varlığıdır.

Bunun ters okuması da şudur: Eğer Türkiye’nin Güneydoğu’sunda ayrılıkçı lık sürdüren bir Kürt hareketi varlığını sürdürürse bunun vebalini sadece Türkiye değil, aynı zamanda Irak Kürdistanı da çeker.

Demem o ki gayrı yüreğiniz ferah olsun.

Bu ülke gerçekten bölünmez.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (19.08.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk