Sizin De Göreviniz

Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden, yükselen çığlık bana da ulaştı, benim de görevim size ulaştırmak.

“Bu mektup Tekirdağ F tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıştır.

F tiplerini ne kadar biliyorsunuz? Tecrit işkencesi nedir, hiç duydunuz mu? Bilmiyoruz… Ama Almanya’daki Nazi kamplarını duymuşsunuzdur. Ya da bugünün dünyasında

ABD’nin Guantanamo’daki hapishanesini veya Irak’taki Ebu Gureyb Hapishanesi’ni mutlaka duymuş olmalısınız. İşte ülkemizdeki F tiplerinin de o Nazi kamplarından, Guantanamo ve Ebu Gureyb’lerden farkı yoktur.

Türkiye’deki F tipleri 19 Aralık 2000’de 28 tutuklunun yakılarak, kurşunlanarak oldürüldüğü, yüzlercesinin yaralandığı “hayata donüş” operasyonunun ardından açıldı. Beşinci yılına giren F tiplerindeki uygulamalar şöyle:

F tiplerine gelen herkes daha önce elle ve elektronik cihazlarla defalarca aramadan geçirilmesine rağmen, girişte atlet ve külotu da üzerinde kalmayacak şekilde çırıl çıplak soyulur. Dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.

Hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden çıkmadan gidişte beş, donüşte beş kez olmak üzere tam on kez aramadan geçirilirsiniz.

Kaldığınız hücreler tek ya da üç kişiliktir. Tek kalıyorsanız hiç kimseyle, üç kişi kalıyorsanız yanınızdaki iki kişi dışında -gardiyanlar hariç kimseyle konuşamaz, kimsenin yüzünü bile göremezsiniz.

Hastane ve mahkemelere gotürülürken bile hücrelere bolünmüş araçlarla götürülürsünüz.

Mahkemeye sunacağınız el yazısı savunmanız önce hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. Gardiyanlar tarafından “sakıncalı” bulunmaz ve “olur” denilirse dilekçenizi mahkemeye ulaştırabilirsiniz. Yoksa el konulur.

Avukatınızla gorüşmeye giderken yanınıza kağıt kalem almanız yasaktır. Hücrenizden en fazla elli adım uzaklıktaki avukat görüşüne giderken, gidiş ve dönüşte tam üç kez aranırsınız.

Bir haksızlığa uğradığınızda verdiğiniz dilekçenin akıbetini bilemezsiniz.

İşleme konulup konulmadığını öğrenmek için bile dilekçe üstüne dilekçe yazmak zorundasınız.

Dört yıldır F tiplerinden verilen onbinlerce suç duyurusu dilekçelerine rağmen ne uygulamalar değişmiştir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir görevli cezalandırılmıştır. Keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekçelerimiz gibi…

Acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire çıkmak isteyip de “doktor çarşıda”, “doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti” cevaplarıyla doktor yüzü görmeden ölenler veya bizzat “doktor” tarafından hastaların kovulması F tiplerinin “sıradan” olaylarıdır.

F tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. Hem de sayfalarca. Ama gerek yok. Sanırız aktardığımız bu birkaç madde bile yeterince anlatıyor tecriti.

Ve simdi yeni Ceza İnfaz Kanunu (CİK) ile bütün bu yaşadıklarımız, maruz kaldığımız tecrit işkencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gomülmek istemiyoruz. Yeni CİK’in tek bir maddesi değil, baştan sona bütün maddeleri incelendiğinde tecrit işkencesinin, hukuksuzluğunun yasal uygulamalar haline getirildiği görülecektir.

Bu mektubumuzla bir zincir oluşturmak istiyoruz. Tecrit denilen karanlık kuyuda boğulmak istenenleri boğdurmamak için uzatılan bir zincir olsun bu.

Bu zinciri oluşturmak için; bu mektubumuzun fotokopilerini çekerek tanıdıklarınıza, eşinize dostunuza postalayabilirsiniz; mektubumuzu internet ortamında dağıtabilirsiniz; sendikacıysanız ya da bir dernekteyseniz panonuza asabilirsiniz; gazeteciyseniz köşenizde yer verebilirsiniz, haber yaptırabilirsiniz; ev kadınıysanız misafirlerinize okutabilirsiniz; esnafsanız isyerinize asabilirsiniz; milletvekiliyseniz meclis kürsüsünden okuyabilirsiniz; bu mektubu bir gazete ya da dergide okuduysanız küpürü kesip cüzdanınıza koyup yakınlarınıza okutabilirsiniz…

Kısacası sözlü ya da bu haliyle yazılı olarak elden ele, kulaktan kulağa bir zincir olup ulaşmalı bu gerçekler.

İnsan düşüncesinin baskı ve zorla yokedilmesine karşıysanız, işkenceye, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşıysanız, insanın sadece mezarda yalnız kalabileceğine inanıyorsanız ve tecrit denilen bu silahın bir gün size de yönelmesini istemiyorsanız bu zincire bir halka da siz ekleyin!”

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (11.11.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk