Ezberi Bozmak

Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan’ın Türkiye’nin AB üyeliği sürecine ilişkin yaptığı son açıklama, normal şartlar altında bakıldığında Türkiye basınının manşetlerinde yer almalıydı.

Oysa insanı şaşırtacak derecede kayıtsız ve umursamaz kalındı. Bir iki gazetede minik haberler halinde geçiştirildi, üzerinde dahi durulmadı.

Tarihi anlamı olacak sözler söylüyordu Koçaryan Türkiye’nin AB üyeliği için: “Biz Türkiye’nin AB üyeliğine karşı değiliz.”

Neye yormalıyız Türkiye’nin bu kayıtsızlığını?

Şaşkınlığına mı yoksa Koçaryan’a olan güvensizliğ ine mi?

Şaşkınlıktan kastımız, tabii ki uluslararası arenada her zaman Ermenistan’ı karşısında bulan Türkiye’nin, bu kez onu kendi yanında bulması yla bozulan ezberi.

Türkiye’nin ezberini ilk kez bozmuyor Koçaryan.

Birkaç yıl önce de yapmıştı bir benzerini CNN’den Mehmet Ali Birand’a “Bizim Türkiye’den toprak talebimiz yok” derken.

Şu muhakkak ki Türkiye ezberi bozuldukça yeni bir politika üretmekte zorlanıyor ve politika üretemedikçe de bu kez Koçaryan’a olan güvensizliğ inin ardına sığınmayı yeğliyor.

Oysa bir yeni adım atıp o güvensizlik saklambacı ndan çıkabilse, bir yeni adım atıp yıllar önce Levon Ter Petrosyan’dan esirgediği eli bu kez Koçaryan’a uzatabilse, o zaman göreceğiz ki ne şaşkınlık kalacak ne de güvensizlik.

Kabul etmeliyiz ki, şu Avrupa Birliği hakikaten sihirli bir süreç.

Sihirli çünkü bir yandan Türkiye’yi demokratikleştiriyor bir yandan Ermenistan’ı…

Sihirli çünkü birbirinin yanıbaşında duran bu iki ülke, birbirlerine dönüp kendi aralarında konuşamıyorlar ama ikisi birden Batı’ya yönelince birbirlerine daha bir yaklaşabiliyorlar.

Ne diyebiliriz ki?

Ya El’in sihirine inanacağız ya da bizimkilerin basiretsizliğine.

“Basiretsizlik” olan biteni kavrayamayışımızı çok iyi anlatan bir kelime. Son örneği de geçen pazar Ermensitan’da yapılan referandumda kabul edilen yeni Anayasa’ya gösterdiğimiz yaklaşımda gizli.

Ermenistan Anayasası’nın kabulünün Türkiye’ye yansıması yine her zamanki gibi eksik, yanlış yorumlu ve yüzeysel kaldı. Bu yansımalardan en önemlisi “Diaspora Ermenilerine yeni Anayasa’yla getirildiği iddia edilen yurttaşlı k hakkının doğuracağı olumsuz sonuçlardı. İleri sürülen kaygıya göre “Bu değişiklikler yapı lırsa, Ermeni Diasporası kazanacağı oy kullanma hakkıyla Ermenistan siyasetindeki etkinliğ ini önemli ölçüde artıracaktı, bu da Türkiye-Ermenistan ilişkilerini menfi yönde etkileyecekti.”

Ne var ki Diaspora Ermenilerine getirilen bu hakkın Türkiye’deki tercümesi hayli abartılı. Herşeyden önce Diaspora Ermenilerine getirilen çifte vatandaşlık hakkı henüz Diaspora’nın ülkenin siyasetine dışarıdan müdahale edebileceğ i bir açıklıkta değil. Oy kullanma, seçme ve seçilme konularının şartları açık: Ermenistan’da en az beş yıl ikamet ediyor olmak. Dolayı sıyla getirilen çifte vatandaşlık hakkının pratik bir işlevi yok sadece moral bir anlamı var.

Benim de kişisel kanaatim o ki Ermenistan’ı ancak Ermenistan’da yaşayan yurttaşlar yönetmeli. Ne var ki bu düşünceyi ileri sürüşüm Diaspora’ya karşı duyduğum tedirginlikten değil, sadece ve sadece demokratik bir gereklilikten.

Ermeni dünyası Ermenistan halkıyla, dünyanı n dört bir yanına savrulmuş Diasporasıyla ve hatta Türkiye’de yaşayan Ermenileriyle moral bir bütünlüktür. Birini diğerinden ayırarak sorunları çözmeye çalışmak yanlış aynı zamanda gayrı ahlakidir.

Türklerle ve Ermeniler arasında eğer yeni bir diyalogdan bahsediyorsak, hiç aklımızdan çıkarmamalıyız ki bu diyalog ancak Ermeni dünyası nın tüm kesimlerini kapsadığında başarıya ulaşabilir.

Birini önemseyip diğerini yoksayarak Ermenilerle diyalog kurmak kendi içinde başarısız kalmaya mahkumdur.

Dolayısıyla yeni Ermenistan Anayasası’nın Diaspora Ermenilerini kendisine yaklaştırması ve moral açıdan bağlaması, Türkiye ile ilişkileri açısından bir zarar değil yarardır.

Unutulmamalı ki, Diaspora Ermenistan’a yaklaştıkça Türkiye’ye de yaklaşacak.

Ve yine unutulmamalı ki Türkiye demokratikleştikçe Ermenistan, Ermenistan demokratikleştikçe Türkiye kazancak.

Sorunlara artık biraz da bu gözle bakmalı.

Ermenistan’ın yeni Anayasası Türkiye’yi kaygılandıracağı yerde umutlandırmalı.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (02.12.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk