Dinî Çimento

Din önemli bir çimento mu? Sevgili Gençay haklı “Gavur yapmaz Müslüman’ın Müslüman’a yaptığını” deyişini anımsatırken. Haydi onu ben de çevirerek destekleyeyim: “Müslüman yapmaz Hıristiyan’ın Hıristiyan’a yaptığını”.

Bu sözleri haklı çıkaracak o kadar çok örnek var ki, tersini tartışmak bile anlamsız.

Ama tüm bu örnekler dinin bir çimento olmadığı nı, bireyler arasında ortak bir aidiyet yaratmadığı nı ortaya çıkarmaz.

Çimentodur ama yaşanmışlıklar da gösterir ki onun çürüklüğü ya da sağlamlığı kendinden menkul değildir, başka çimentoların varlığına ya da yokluğuna göre oransal bir izafiyet taşır. Diğer bir deyişle, başka çimentoların eksik kaldığı karışımlarda “Din Abdurrahman Çelebi’dir.”

Başka çimentolardan neler kastediyorum. Kimileri dil aidiyeti, kimileri etnik aidiyet, kimileri tarih aidiyeti, kimileri vatan aidiyeti, kimileri bayrak aidiyeti der.

Ya da bizim gibilerin daha fazla önemsediği ve öne çıkardığı, mesela evrensel insan hakları nda ortak aidiyet… Mesela demokraside ortak aidiyet… Mesela bilginin özgürlüğünde ortak aidiyet… Mesela çağdaşlıkta ortak aidiyet…

Türkiye’den Batı’ya, Türkiye’den Doğu’ya gidildikçe “Aidiyetler coğrafyası”nın ne gibi bir manzara arzettiği ve bu coğrafyada “Dinî çimento” nun nasıl Batı’ya giderken Çelebiliğini yitirip çıplaklaştığını, Doğu’ya gittikçe de nasıl cübbelerini kuşandığını görebiliriz.

Niçin? Çünkü Batı’daki aidiyetler Doğu’dakine göre çok daha çeşitli ve fazladır da ondan. Doğu’da ise din kimi yerde tek ortak aidiyet konumundadı r onun için de nice devletin adı İslam Cumhuriyeti’dir.

Türkiye’ye gelince…

Tayyip Erdoğan gerçeği görüyor ve doğru söylüyor. Laf aramızda, gerçeği gördüğü için de iyi oy topluyor.

Evet, Türkiye’de din halen önemli bir çimentodur. Dinin bir çimento işlevi görmesinden insanlar niçin rahatsız olurlar ona da pek aklım ermez ama bu rahatsızlığın nedeni onun sağlam bir çimento olmayışıysa, o takdirde yapılacak iki şey var.

Ya bu çimentoyu diğer aidiyetleri çoğaltarak, çağdaşlaştırarak ve sağlamlaştırarak belirleyici olmaktan uzak tutmak.

Ya da bu çimentonun kendisinin diğer aidiyetleri özümseyip, içselleştirmesine, kendisini daha sağlam bir çimento haline dönüştürmesine olanak yaratmak.

Birincisini yani diğer çağdaş aidiyetlerimizi çoğaltıp dini etkisiz hale getirebildiğimizi söyleyebilr miyiz? Durum ortada, gerçekçi olalım. Beceremedik… Türlü dayatmalar, türlü baskılar kullanılmasına rağmen bu yöntem başarılı olmadı. Bir müddettir ise ikinci seçenek, dinin kendisinin diğer aidiyetleri özümsemesi ve kendini dönüştürmesi süreci yaşanıyor.

İtiraf etmeliyiz ki birincisinden daha yararlı bir süreç. Başarılı da olunuyor.

O meşhur fotoğrafa ilişkin bir analizle pekiştireyim ne demek istediğimi.

Bakan eşinin erkeklerden ayrı masada tek başına yemek yerken çekilen fotoğrafından bahsediyorum.

Herkesten fazla o fotoğrafın Bakan’ı ve eşini üzdüğünü düşünüyorum. Ve bir daha da böyle bir görüntü vermemek için sizden ve benden daha fazla dikkat edeceklerini. Ve soruyorum…

Eğer bu çift şu anda siyasi makamı temsil etmeselerdi, bakan ya da bakan eşi olmasalardı, bu görüntü onlara o denli dokunur muydu?

“Dindarlar siyasete soyundukça dini siyasetin bir aracı olarak kullanamayacaklarını kendileri anlayacak ve bundan arınacaklardı r” deyişim işte bundan.

Başka birçok örnek verilebilir ama son içki tartışması bile bi başına yeterli.

Kimilerine göre “AKP kafasının ardındaki o içki yasağını bir biçimiyle uygulamaya sokmaya çalışıyor”. Diyelim ki öyle… Bırakın çalışsınlar. Göreceksiniz ki başaramayacaklar ve eğer gerçekten öyleyse bu işi siyasete döktüklerine de bin pişman olacaklar.

Niye ki, şimdi uygulamaya soktukları bu içki yönergesi sonuçta nasıl ve nerede içki içileceğini bizzat bir zamanlar “İçki zinhar haramdır” diyen siyasetin kendi eliyle yaşam buluyor.

Diğer bir deyişle şu sıralar meyhanemizin en popüler sakisi AKP’nin ta kendisi.

Düşünün bir kez nereden nereye geldik.

Dindarlar dolduruyor, biz içiyoruz.

Gözünü seveyim senin siyaset, sen nelere kadirmişsin!

Biraz din… Biraz içki.
Bayağı kuvvetli bir harç.
Ne diyordu Erdoğan.
“Din çimentodur.”

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (16.12.2005)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk