Ara Çözümlerin Tehlikesi

İfade özgürlüğünü engelleyen 301. Madde’nin değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunda ne dememiz gerekiyor?

“Hükümet niyetsiz” mi, “Hükümet çaresiz” mi?

Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın verdikleri beyanata bakacak olursak “Niyetleri iyi”. “Gerekirse değiştiririz” diyorlar.

Bunun bir başka okuması da şu:

“Gerekmezse değiştirmeyiz.”

Adalet Bakanı’nın söylemlerine ve takındığı tutuma bakacak olursak, durum hiç de öyle iyi niyetle açıklanacak bir noktada değil.

Onun tavrı çok net:

“Gerek yok… Gerekmeyecek.”

Demek ki “Hükümet çaresiz” çok daha akla yatkın.

Gelin isterseniz, biz biraz iyi niyetli olalım ve şöyle diyelim: “Hükümet’in bir bölümü iyi niyetli ama çaresiz, bir bölümünün ise niyeti zaten niyetsizliğinden belli.”

Bu da çok açık bir şekilde gösteriyor ki, Türk Ceza Kanunu’nun birey karşısında devleti kollayan maddelerine bir Hükümet’in istediği kadar oy çokluğuna sahip olsun “Hayır” demesi mümkün değil.

İktidar gözükmek başka bir şey, iktidar olmak başka.

Orhan Pamuk davasının yarattığı gürültüyle birlikte artan bir kaygımızın gerçekleşmeye doğru gidişi, bu ülkenin yönetim zihniyetini ne denli yakı ndan tanıdığımızı ve hiç aldanmadığımızı bir kez daha ispatlıyor.

Koparılan gürültünün baskısından kurtulmak ve günü atlatmak için Orhan Pamuk ve benzeri popüler isimlere geçici cambazlıklar icad edecekler ama o 301’ i de hep stepne olarak saklayacaklar.

Kimilerini mahkeme kararlarıyla aklayacaklar ki kimilerini de aynı mahkemelerin kararlarıyla karalayabilip cezalandırabilsinler.

Sonra da o tüm pişkin halleriyle topluma ve dünyaya dönüp “Bakın mahkemelerimiz ne kadar bağımsız, suçsuz olanlara dokunmuyor suçlu olanları da cezalandırıyor!” diyebilecekler.

Bakan Çiçek’in sürekli basın mensuplarına ve topluma dönüp yaşanan beraat kararlarını örnek göstermesi ve “Biraz sabır gösterin” deyişi hep bundan.

Bizim korkumuz ise o ki bu antidemokratik maddelerin kalıcılığı asıl yaşanan bu tür kuru gürültülerden sonra meşrulaşacak.

Verilen suni beraatler ya da bulunan ara çözümler 301’i daha da kalıcı kılacak.

301’in varlığına tümden karşı çıkmadıkça alınan beraat kararlarının kime ne yarar sağlayacağı önemli bir soru.

Hem de hiç ıskalanmaması gereken bir soru.

“301 tamamen kalksın mı, kalkmazsa nasıl bir 301 olsun?” sorusuna ilişkin net düşüncemi bir kez daha ifade etmekte yarar görürüm.

301’deki “Türklük” tanımlaması hangi anlamda kullanılıyor, Anayasal yurttaşlık mı yoksa etnik bir vurgulama mı?

Eğer Bakan Cemil Çiçek’in dediği gibi yurttaşlığa gönderme yapılıyor ise o zaman ifade hakkımızı kullanıp rahatlıkla “Böyle bir ceza maddesi olamaz” diyebiliriz.

Niye ki yeri geldiğinde her yurttaş kendi yurttaşlığı nı da gerekirse eleştirme hatta canı çok sıkıldıysa aşağılama hakkına sahiptir ve çağdaş demokratik rejimlerde böyle bir ceza maddesine yer verilemez.

Dolayısıyla bu haliyle 301 tamamen kalkmalıdır.

Yok eğer etnik anlamda bir vurgulamaysa, -ki 301’in gerekçesindeki Türklük tarifine bakarsanız tam da bu anlamda kullanıldığını görürsünüz bir itirazımız olamaz. Elbette etnik anlamda Türklüğü aşağılamak suç sayılmalıdır ve bu suçun da adı ayrımcılıktır hatta ırkçılıktır.

Ne var ki o takdirde de çok haklı olarak şu soruyu sormamız gerekir: “Peki bu ülkede etnik unsur olarak sadece Türkler mi yaşıyor ki sadece Türklük için bir ceza maddesi uygulanıyor? Diğer etnik kimliklere tahkir ve tezyifi hangi madde koruyacak? Var mı böyle bir madde? Var mı böylesi bir tahkir ve tezyif için verilmiş ceza örneği?

Bu ülkede bizatihi bakanların ağzından “Ermeni dölü”, “Ermeni piçi” dökülürken, Ermenilik doğrudan tahkir ve tezyif edilmedi mi?

Daha dün adına “Türk Solu” diyen faşist bir dergi Kürtler için en ırkçı yaklaşımları ifade etmedi mi?

Hangi savcı, hangi makam onların tahkir ve tezyifiyle ilgilendi?

Dememiz şu ki ceza yasasından eğer bir gün diğer tüm cezalar kaldırılsa dahi etnik, dini ve diğer farklılıklarımızı aşağılamaya yönelik ifadeler suç sayılmalıdır ve bunlar için ifade özgürlüğü söz konusu olmamalıdır.

Ama bir şartla.

Herbirimizin kimliğine eşit uygulamayla.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (06.01.2006)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk