Bugüne Bak Dünü Anla

Olayın farkında olmayan Birgün okurlarına önce olan biteni anlatayım.

Ruhat Mengi 10 Mart tarihinde kaleme aldığı yazıda, Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi tarihçi Halil Berktay’m Amerikalı meslekdaşı Prof. Stephen Feinstein ile yaptığı e-mail yazışmasına değindi.

Konu Ermeni soykırımıydı ve Mengi’nin iddiasına göre Berktay Feinstein’e şöyle yazıyordu:

‘”Halkın genelinin tanımasını sağlayacak eylemlere girişilmeli, başarı böyle sağlanabilir, Türkiye ve yurtdışındaki Türkler üzerinde çalışma yapılabilir, bizimle aynı paralelde açıklamalar yapacak Türkler’in bulunması gerekir, onlara bu sözlerin söyletilme-si gerekir ve bunun finansal kaynağı sağlanmalıdır.”

Mengi, bununla yetinmeyerek 11, 12, 13, ve 14 Mart tarihlerinde de konuyu ele aldı ve iddialarını sürdürdü.

Bir diğer ilginç gelişme de Mengi’nin yazdığı Vatan’ın 13 Mart tarihli haberiydi.

Haber, Mengi’nin iddialarının aksine “İhanet mi komplo mu?” başlığıyla verilirken, Halil Berktay’m “Öyle bir yazı yazmadım ve yazmam da…” deyişini okurlara aktarıyor, aynı gazete 14 Mart tarihli sayısında da Amerikalı tarihçi Feinstein’in “Bu bir komplo” açıklamasına yer vererek, “Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Berktay’m ABD’li tarihçi Stephen Feinstein’e yazdığı ileri sürülen e-postanın bir komplo olduğu anlaşıldı” cümlesini kullanıyordu.

Konuya ilişkin basına yazılı bir açıklama gönderen Halil Berktay olayı gerçek dışı saldırı kampanyası olarak niteleyerek Feinstein’e yazdığı bir e-posta’nın bazı kesimlerce üzerinde ilaveler yapılarak tahrif edildiğini ve Ruhat Mengi tarafından da bir saldırı aracı olarak kullanıldığını dile getirdi ve sorumlular hakkında yasal yollara başvuracağını açıkladı.

Berktay, kendisinin Feinstein’le e-posta yoluyla yazıştığını kabul ediyor, konunun da Amerika’daki Ermenilerin, Türklerin de katılacağı bir televizyon programını boykot etmeleriyle ilgili olduğunu belirtiyordu.

Berktay kesin olarak böylesi bir boykot eylemine karşıydı, “İnkarcılarla (doğrudan) tartışma olmaz” demenin doğru olmadığını, bunun “Hiç tartışma olmasın” demekle eş bir tutum olduğunu ve savunulamayacak, inandırıcılıktan tamamiyle yoksun bir pozisyon olduğunu savunuyordu.

Konu sadece bu kadarla sınırlıydı ve Ruhat Mengi’nin iddia ettiği gibi herhangi bir cümle kullanmamıştı.

Berktay’a göre ortada “İğrenç bir tahrifat” sözkonusuydu.

Halil Berktay hakkında, belli çevrelerce başlatılan insaf dışı kampanya, herşeyden önce bir gerçeği çok net ortaya koyuyor:

“Bugünün gerçeklerini tahrif edenler, geçmişin gerçeklerini haydi haydi tahrif ederler.”

Evet, önemli bir ipucu bu.

Ermeni Soykırımı konusunda, Türk resmi söyleminin ön sıralarına düşenlerin, bugünün gerçeklerine ilişkin yaptıkları tahrifatlar, çevirdikleri dolaplar ve entrikalar, o kadar net bir şekilde kendini ele veriyor ki, “Bu insanların anlatacağı tarihe ne kadar güvenileceği?..” kendiliğinden bir soru olarak ortaya çıkıyor.

Çok net bir gerçekle karşı karşıyayız.

Ermenilerle konuşmak ya da tartışmak isteyenlerin asıl derdi tarih konusunda bir yeni yaklaşım, ya da gerçeklerle tanışma değil. Onların hedefi, planladıkları bir mücadeleden galip çıkmak ve ne pahasına olursa olsun bu maçı kazanmak. Bunun için de işte, ellerinden gelen her türlü faulü ve hileyi kullanmaktan çekinmiyorlar.

Dün Amerika’da Müge Göcek ve Taner Akçam için dile getirdiler aynı yalanları, bugün Halil Berktay için yineliyorlar.

Hem de hiç sıkılmadan, utanmadan.

Bunların, “Yaptığımız komplo deşifre olur da gerçek ortaya çıkarsa, ele güne rezil oluruz” şeklinde bir kaygıları da yok.

Tarih boyunca kullandıkları pervasızlığı bugün de aynen tekrarlıyorlar.

Oysa yapılan kelimenin tam anlamıyla ahlak dışı bir davranış.

Akıllarınca Ermeni milletine karşı dünya arenasında cenge çıkmışlarve bu cenkten de ne pahasına olursa olsun galip ayrılacaklar.

O nedenle bunların nezdinde her yol mubah.

Ne var ki tüm çabalar beyhude.

Gerçekler her aşamada, yeni tahrifatları da silecek ve ortadan kaldıracak açıklıkta bir bir ortaya çıkıyor.

Zaten de artık tarihe ait bir belgeye de ihtiyaç yok.

Bugüne bakmak dünü anlamak için fazlasıyla yeterli.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (16.03.2006)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk