Devlet Refleksi

Sürpriz gelişme olmazsa, Meclis nihayet Yeni Vakıflar Yasası’nın da içinde yer aldığı 9. Uyum Paketi’ni olağanüstü bir toplantıyla ele alacak.

Azınlıkların durumlarını iyileştirecek yasaların Meclis’te nasıl hararetli tartışmalara sahne olduğunu ve diğer uyum yasaları büyük bir oy çokluğuyla kabul edilirken, örneğin Azınlık Vakıfları’nın yeni mülk edinebilmesini sağlayan yasanın -AKP öncesi iktidar döneminde- nasıl zorlanarak kabul edilebildiğini anımsarsak eğer, Meclis’in 19 Eylül’de olağanüstü toplanmasıyla birlikte hayli hareketli tartışmalara tanıklık edeceğimizi şimdiden söyleyebiliriz.

Yeni Vakıflar Yasa Tasarısı’nın beklentilerimizin büyük bir bölümünü karşılamadığını daha önce kerelerce dile getirdik. Özellikle Azınlık Vakıfları’nm ellerinden alınmış olan mülklerin geri iadesi ve de üçüncü şahıslara intikal etmişlerin tazmini konusunda beklenen çözümleri getirmediğini her platformda tekrarladık.

Bir süredir alt komisyonlarda görüşülen yasa taslağının aldığı son şekli ise henüz bilmiyoruz.

Aldığımız duyumlar hiç iç açıcı değil ve yasanın beklentilerimizi karşılamayacağı yönünde.

9. Uyum Paketi’nde yer alacak diğer kanun tasarıları arasında ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve yazarları mahkemelerde süründüren Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin değiştirilmesi ya da tümüyle kaldırılması da yer alacak mı?

Bu yönde tavsiyeler ve beklentiler olmasına rağmen içine girilen siyasi ortamın nazikliği, bir “Devlet refleksi” olarak kapıdan kovsanız bacadan giren böylesi bir maddenin tümüyle kaldırılmasının olanak dışı olduğunu gösteriyor.

Milliyetçi kesimlerin ve “Devlet Derinli-ği”nin bu tür konularda ne denli hassas davrandığını ve buradan üretilecek siyasetin ne kadar kendi aleyhine olacağını gören AKP iktidarının tüm bunlara rağmen bir tür “cesur demokrat” tavır içine girmesi ve 301’i kaldırmaya yeltenmesi uzak bir ihtimal gibi gözüküyor.

Sonuçta hâlâ kendi yurttaşının haklarından ve taleplerinden ürken bir “Devlet merkezci” zihniyet ile karşı karşıyayız.

Böylesi bir zihniyet yanlış yaptığını anlasa bile yiğitliğine halel getirmemek için bin dereden su getiriyor.

Buna en canlı örnek Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu’nun tutumu.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu yapılan uyarılar üzerine yaptığı yanlışın farkına vardı ve “Yabancı uyruklu gerçek kişilerin mal edinmelerine ilişkin inceleme raporumun, “Cemaat vakıfları” bölümüne bir açıklama ekleyerek, “Yabancıları konu alan bir raporda Türk vatandaşı olar azınlık yurttaşlara ait cemaat vakıflarının ne işi var?” eleştirilerini göğüslemeye çalıştı.

Kurumun internet sitesinde yer alan raporundaki ilgili bölüme şu açıklama eklendi:

“Cemaat vakıfları, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin taşınmaz edinimleri hakkındaki bu Raporun konusuyla doğrudan ilgili değilse de; Lozan Anlaşması’nda bunlar hakkında özel düzenlemeler yapılmış olması ve Avrupa Birliği sürecinde gündemde yer almaları gibi nedenlerle, taşınmazları hakkında bazı istatistiksel bilgilerin verilmesinde yarar görülmüştür.”

Görüldüğü gibi…

Devlet Denetleme Kurumu yaptığı yanlışı ortadan kaldırmak için doğruyu yapmaktansa yaptığı yanlışı makul ve meşru hale getirmeyi yeğliyor.

Demek ki “Devlet refleksi” böyle bir şey:

“Kendi dediğini, kendi yaptığını kendin doğru bulmasan dahi dediğinden ve yaptığından taviz vermeyeceksin.”

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (16.09.2006)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk