Andıran Günler

Irak işgali öncesiydi. Mütevazı gazetem AGOS’ta Amerika’nın bölgeye gelmesini elini ovuşturarak bekleyen Kuzey Iraklı Kürtleri uyarmak maksadıyla şöyle yazmıştım:

“Şu olan bitenler insana ister istemez hep Birinci Dünya Savaşı öncesi yılları anımsatıyor.

Padişah Abdülhamit ile doruk noktasına ulaşan istibdat yönetimi…

İmparatorluğun dört bir yanında başgösteren toplumsal ya da etnik ayaklanmalar, başkaldırılar…

Osmanlı topraklarını işgale hazırlanan Batılı emperyalistlerin ittifakı… Ve onları kurtarıcı olarak bekleyen Osmanlı’nın kadim dostu gayrimüslim halklar.

Kurtarıcısını bekleyen halkların başında da Anadolu Ermenileri…

Ne kadar da o günleri andırıyor bu günler Ya Rabbi…

Ne kadar da o günün Ermeniler’ini andırıyor bugünün Kürtleri!

***

Saddam diktatörü yıllardır Irak’ta halkına kan kusturdu. Ülke insanı kendi içinde birkaç etnik safa mevzilendi. Bölgeye gelip yerleşmek isteyen Amerikan-İngiliz ittifakı için bu, bulunmaz bir fırsattı. Amerika ülkenin muhalefet güçlerini, etnik kesim liderlerini, orada burada toplayıp, Saddam’ı birlikte devirme planları yaptı.

Sonuçta emperyal sistem kadim sanatını bir kez daha icra eyledi.

Denen o ki, Saddam sonrasında herkesin kendi özgürlüğünü yaşayabileceği demokratik bir sistem kurulacak.

Güya Amerika ezilen halklara özgürlük getirecek.

Yüzyıl önce Ermeniler bekliyordu İngiliz-Fransız ittifakını…

Şimdi Kürtler bekliyor Amerikan-İngiliz ittifakını…

Osmanlı topraklarında yüzyıl önce oynanan oyun bu kez Irak topraklarında sahneleniyor.

***

Heyhat dostlar…

Yazık ki unutulan bir husus var.

Hiçbir emperyalist ülke, bir milletin kara kaşı kara gözü için onu kurtarmaya gitmez. O önce kendi çıkarını düşünür. İşine geldiğinde de anında satar, arkasına bile bakmadan çeker gider.

Nitekim, yüz yıl önceki o beklentiler, o umutlar Ermeniler açısından tam bir hüsranla sonuçlandı işte. Beklentinin gerçekleşmemesi bir yana, varlığını o zamana dek belli bir millet sistematiği içerisinde sürdürebilen Ermeni halkının büyük bölümü yok edildi, bir milletin kökünün kazınmasına vesile olundu. Koca halkın Anadolu üzerindeki tüm izlerinin silinmesine kapı aralandı.

İyisi mi sen gel ey Kürt kardeşim… Sen gel şu işi bir bilene sor. Şu Ermeni kardeşinin bilirkişiliğine güven.

Böylesi savaş ortamlarına güvenme… Bil ki bu savaş ortamları zalimlerin nezdinde bitirilmemiş hesapların da kökten çözüme kavuşturulduğu tuzak fırsatlardır.

Bu tuzağa düşme.

Bak şimdi tüm dünya halkları ayakta. Savaşa engel olmak için insanoğlu silahsız bir söylem geliştiriyor. Kendi silahsız ordusunu kuruyor. Sen de onların arasında yerini al.”

***

Ben bu yazıyı yazalı daha aradan yıllar geçmedi. Dün bir bugün iki,

gelişmeleri hep birlikte yaşadık.

Gelişecekleri de endişeyle bekliyoruz.

Kendi adıma fena halde sıkışmış durumdayım. Lanet okuyorum bu sıkışmışlığa.

Amerika’nın işgal öncesi bölgeye saldırmasına engel olmak için Dünya Silahsız Kuvvetleri’nin ön saflarındaydım.

Şimdi ise Amerika’nın bölgeden defolup gitmesi için şöyle avazımın çıktığı kadar “Defol git Amerika” diyememenin ezikliğini yaşıyorum.

“Amerika bırakır giderse n’icolur bu Araplar’la Kürtler’in arası?” diye kahrolup duruyorum.

***

Ne kadar da o günleri andırıyor bu günler Ya Rabbi…

Ne kadar da o günün Ermeniler’ini andırıyor bugünün Kürtleri!

Sonumuz benzemese bari.

Hrant DİNK
Birgün / 01 Haziran 2004

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk