Avrupa Öldü, Yaşasın Amerika

Kürt sorununun başlangıcından itibaren, hem PKK’nın silahlı eylemlerine, hem de onlara yönelik yürütülen ve tek çözüm olarak dayatılan imha yöntemlerine sonuna kadar karşı çıkanlar, verilen tüm kayıpları ülkenin kaybı saydılar.

Lakin ne var ki kimseye yaranamadılar. Herkesi barışa ve aklı selimin gerektirdiği çözüme davet ederken, tarafların “Hain, işbirlikçi, pasifist, teslimiyetçi” damgalamasına maruz kaldılar. “İnadına barış” diye sesleri çıktıkça birinden, “Durun, yapmayın” dedikçe diğerinden darbeler yediler, soluksuz bırakıldılar. *** Sonra gün geldi, birbirlerinin milliyetçiliğini doruk noktasına yüceltenlerin “Böyle gitmeyeceğini anladık, artık barış yapalım, birbirimize daha çok zarar vermeyelim, ülkeyi birlikte kalkındıralım” dedikleri döneme girildi. Barışçılar ümitlendi. Ateşkes süreci boyunca kalıcı bir barışın ve çözümün gerçekleşmesi için, tekrar öne atıldılar. Dipten dibe süren o anlamsız didişmenin tamamen ortadan kalkması, dağdakilerin silahı bırakıp yaşama dönmesi, bölge halkının olağan bir düzene geçmesi için bıkmadan usanmadan çaba harcadılar. *** Artık kötü günlerin geride kaldığına, Kürt sorununun da diğer tüm sorunlarımız gibi demokratikleşme sürecimizin mecrası içinde çözüm bulacağına odaklandığımız yeni süreçte ise inanılmaz bir provakasyon yaşıyoruz. Avrupa Birliği sürecinde en hassas günlere yaklaştığımız şu günlerde, Türkiye’deki Avrupa karşıtı derin güçlerden provakatif hareketler gelmesi şaşırtıcı olmayabilir, onu anlamlandırabilirdik belki. Lakin Kürt hareketinin silahlı kanadından gelen “Ateşkesi bozma” kararının ne bir izahı var, ne de bir izanı. Kürt sorununun geldiği şu yeni süreç, bu ülkede barışı düşünmekten başka derdi olmayan demokratların kafasını allak bullak edecek öylesi çalkalanmalar yaratıyor ki, insanı düşündüğüne düşüneceğine bin pişman ediyor. *** Cevapsız sorular beyin kemiriyor. Kürt hareketinin silahlı ve ayrılıkçı kanadı bu kararıyla Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine sekte vuracağını bilmiyor mu? Başlangıçta Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunun desteğini arkasına alan Kürt hareketi, bugün artık Avrupa’ya sırtını mı döndü? Peki niçin Avrupa’ya sırtını döndü? Kendisini terörist örgüt ilan ettiği için mi, yoksa Avrupa Birliği içinden gerçekten de düşlediği gibi bağımsız bir yapı çıkaramayacağını anladığı için mi? Öyle ya, hedefi bizatihi “Birlik” olan bir yapı içinde “Ayrılıkçı”nın niçin yeri olsun ki! Yoksa yoksa, “Biz o kadar Avrupa’ya güvendik, bir şey elde edemedik ama bak Kuzey’deki kardeşlerimiz Amerika’ya güvendiler ve başardılar” türünden bir örnek mi onları kışkırtan. fiimdi artık “Avrupa öldü, yaşasın Amerika” mı? *** Yıllardır “Barış, barış” diye haykıranlarımıza rahat yüzü yok galiba. Türkiye’nin demokratikleşme süreci üzerindeki irademizi yitirmeden, birliğimizi pekiştirecek adımları sürdürmeliyiz. Unutmamalıyız ki Avrupa Birliği’nden önce “Türkiye’nin Birliği”ne ihtiyacımız var. Ve bu birlik, başka her türlü ittifaktan çok daha önemli.

Hrant DİNK
Birgün / 22 Haziran 2004

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk