Köprünün Ayakları

Kafkasya’nın gerçek bir istikrara kavuşması ancak ve ancak Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın kendi şahsi çıkarlarının üstünde daha kazançlı bir ortak çıkarda buluşmalarıyla gerçekleşebilir. Aksi takdirde ülkelerin birbirlerini yıpratan sorunlarının çözümü şu aşamada mümkün gözükmüyor.

Tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi.

Rum ve Türk toplumları arasındaki ayrım yıllardır çözülmedi. Hatta ayrım ayrı iki bağımsız devlet boyutuna kadar vardı. Ta ki Avrupa Birliği’ne üyelik vizyonu ortaya çıkıncaya kadar.

Eğer Avrupa Birliği’nin Güney Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne alma kararı taktik bir hata sonucu erken verilmemiş olsa ve “Aranızda anlaşırsanız bir bütün olarak sizi alırız yoksa almayız” dayatmasında bulunulsa şimdi Kıbrıs sorununun tamamen çözülmüş olduğunu görebilirdik.

Yine de bu süreç bitmiş değil ve Kıbrıs sorunu görülecek ki Avrupa Birliği içinde kendi mecrasını bularak çözülecek.

İşte Avrupa Birliği gibi bir ortak çıkarın da Kafkasya’da yaratılması gerekiyor. Öyle büyük bir ortak çıkar ki her üç ülke de kendi küçük şahsi çıkarlarını bir kenara öteleyebilsin ve bu büyük çıkarda buluşabilsin.

***

İstanbul’daki NATO zirvesinin sonuçları gösteriyor ki NATO gayrı Kafkasya’yı kafaya takmış durumda.

Ne var ki NATO’nun Kafkasya’da bir başına her üç ülkeye de ortak çıkar ve istikrar yaratabileceğini düşünmek erken bir yanılgıdan başka işe yaramaz.
Bölgeye gerekli asıl açılım Avrupa Birliği’nin bir süre önce her üç ülkeye sunduğu “Avrupa Birliği’ne özel komşuluk statüsü” benzeri projelerin daha ileri aşamalara taşınmasıyla- hatta niçin telaffuz etmekten kaçınalım- bu ülkeleri de Avrupa Birliği bünyesine katacak vizyonların sergilenebilmesiyle gerçekleşir.

***

“Türkiye üzerinden Avrupalılık”, “Türkiye üzerinden Batılılık” hem Türkiye açısından hem de Kafkasya ülkeleri açısından heyecan verici bir vizyon.
Son NATO zirvesiyle birlikte Türkiye’nin kendisine yüklenen yeni misyonla birlikte Kafkasya’da daha etkin politika yapması kaçınılmaz bir duruma geldi.
Nitekim bunun ilk işaretleri NATO zirvesi esnasında görüldü. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları ile ikili ve üçlü görüşmelerde bulundu.

Deyim yerindeyse bir tür arabuluculuğa soyundu.

Ne var ki bu biraz gecikmiş ve ayakları yere basmayan arabuluculuk.

***

Gelinen süreci en iyi özetleyenlerden biri olan Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan’ın şu sözlerini dikkate almakta yarar var:

“fiu muhakkak ki NATO’nun ve AB’nin ilgisi giderek bölgeyi çok daha önemli kılıyor ve kabul etmek gerekir ki Türkiye’yi de çok önemli kılıyor. NATO’nun Kafkasya’ya doğru stratejik kayışı Türkiye olmaksızın olmaz. Bu ek pozisyon şimdi Türkiye’ye yeni yükümlülükler getiriyor. Türkiye hem AB’nin hem de NATO’nun yeni vizyonlarında köprü ülke konumunda.

Ancak Türkiyenin bu yeni stratejik vizyonunu ve inandırıcı bir arabuluculuk görevini yerine getirebilmesi için her üç ülkeyle de çok iyi ilişkiler içinde olması gerekiyor. Ne var ki Türkiye bundan şimdilik çok uzak.

Biz şimdi elbirliğiyle iletişim kanallarının açılmasını temin etmemiz gerekiyor. NATO’nun ve AB’nin bölgeye ilişkin yeni vizyonu için bu iletişim kanalları artık yaşamsal bir zorunluluk. Örneğin bu vizyon çerçevesinde, sınırın ve demiryollarının açılması gerekiyor.

Köprü Türkiye bu yolları açmadan nasıl köprü olacak?”
Oskanyan haklı, köprünün ayaklarının yere sağlam basması lazım.

Hrant DİNK
Birgün / 06 Temmuz 2004

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk