Turnusol Kağıdı

Türkiye siyasetinde ilginç bir süreç yaşanıyor.

Çok partili bir düzende tek parti hakimiyeti sözkonusu.

Parti sayısı çok, ancak herbiri sanki vitrin aksesuvarı.

Türkiye böyle bir süreç hiç yaşamadı.

Ülkenin iktidar partisi aynı zamanda muhalefet görevini de yapıyor. Kendisi iktidar ama statükoya ve derin bürokrasiye karşı muhalefet görevini de o sürdürüyor.

Türkiye’nin sol partileri, liberal partileri, merkez ve merkez sağ partileri bir yana, iktidardaki parti bir yana.

Burada bam telini ortaya çıkaracak soru şu:

AKP iktidar haliyle mi daha güçleniyor, yoksa muhalefet haliyle mi?

***

Şu Tanrı’nın işine bakın ki, kimine göre İslam referanslı, kimine göre hâlâ şeriatçı, kimine göre hâlâ takkiyeci, kimine göre Cumhuriyet ve laiklik düşmanı bir parti Avrupa Birliği gibi bir yola başını koymuş yegâne parti konumunda.

Gerçi son hızlı tren faciasının, AKP’nin iktidar yanını sıkıştıran bir özelliği var ve Erdoğan bu konuda henüz iyi bir sınav vermiş değil ancak yine şu işe bakın ki AKP’nin kabul görüşü sadece Türkiye içinde çoğalmıyor, dünyanın kanı da giderek AKP’ye daha fazla ısınıyor.

Bu çok haksız bir tesbit değil çünkü bugün Türkiye’de değişimin tek temsilcisi olarak bu parti gözüküyor, diğerleri asılmışlar statükonun bir sağından bir solundan, “Değişmezük” deyip eriyorlar.

***

Yerel seçimler öncesiydi, Türkiye Musevileri’nin Şalom gazetesi yaptığı ankette Musevi oylarının yüzde 47’sinin de AKP’ye yöneldiğini saptamış ve bu da ulusal basında haber olmuştu.

Bu, anlayabilen için çok önemli bir kriterdi.

Aynı durumu Türkiye Ermenileri ya da diğer Gayrımüslim Azınlıklar için de söylemek mümkün mü?

Elbette bu yönde yapmış olduğum bir yoklama yok ancak görünen köy de kılavuz istemiyor.

Nerede Azınlıkların AKP’nin kuruluş aşamasındaki tedirgin hali, nerede şimdiki hali.

En basitinden yerel seçimlerde AKP’den siyasete giren gayrımüslimlerin sayısı hayli şaşırtıcıydı.

Musevi toplumundakine benzer, AKP’ye doğru kayan bir sempatinin diğer gayrımüslim toplumlarda da var olduğunu söylemek sanıyorum abartı sayılmamalı.

***

Üstelik AKP şu kısa süreli iktidarı boyunca Azınlıklar için öyle büyük işler de yapmış değil.

Gerçi Avrupa Birliği’ne Uyum Yasaları’na iliştirilen sorunların çözümü için kanunlar çıkarıyor ancak henüz bunları uygulama alanına sokamadı.

Ama her ne hikmetse Azınlık kesimlerince de AKP’ye diğer partilerden daha fazla güven duyuluyor.

AKP merkeze oturdukça, merkezden geçinenleri öteleyen o değişimci tavrıyla daha fazla kabul görüyor.

Değişime ayak direyen partiler ise Kıbrıs’ta çözümsüzlük yandaşı ve Avrupa Birliği karşıtı olmalarıyla ve aralarında her gün yeni bir koalisyona girmeleriyle zaten yeterince tescillendiler.

***

Böylesi bir sonuç için başını iki elinin arasına alıp kara kara düşünmesi gerekenler aslında merkez, merkez sağı ya da merkez solu temsil ettiğini söyleyen partiler olmalı.

Ne oldu da onyıllardır Demokrat Parti geleneklerine oy veren hatta bir ara Ecevit’le umutlanan bu kesimler sonunda İslamcı bir partiden medet umar hale geldiler?

O duruma getirildiler…

Kim bunun sorumlusu?

Kendisine güvenenleri küstüren sağıyla, bir türlü farklılıklarına sahip çıkamayan soluyla oturup düşünmenin zamanı değil mi?

***

Yanlış anlaşılmasın, kendi adıma haddini bilen ve her zaman %1 Azınlık olmayı beceren kesimdenim ve de o nedenle olsa gerek kurulduğundan beri %1’lik ÖDP’deyim.

Ama ÖDP’li olmam kör olmamı da gerektirmiyor.

Turnusol kağıdı işte ortada.

Musevisi, İsevisi “İslamcı bir parti”den medet bekliyor.

Acaba bu işe Sol ne diyor?

Hrant DİNK
Birgün / 29 Temmuz 2004

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk