Kimlik Tünelimizin Korsanları

Belli ki evrakın bir örneğini bana da gönderenin canı pek acımış.

Bir ilçenin Emniyet Amirliği’nden bir başka ilçenin Askerlik Şube Başkanlığı’na gönderilmiş bir polis adayının durumunun teyidiyle ilgili yazışma.

“Adı geçenin polis adaylığına alınmasında ve polis olmasında adli yönden herhangi bir sakıncanın bulunup bulunmadığı ile sabıka kaydının çıkarılması, askeri yönden mani bir halinin olup olmadığının bildirilmesi. Nüfusça yaş tashihi yaptırıp yaptırmadığı, soyunda dönmelik olup olmadığı …”

Evet evet yanlış okumadınız… “Soyunda dönmelik olup olmadığı…”

Geçenlerde CNN Türk’teki bir programda Türk Dışişleri’nden bir üst yetkili, bürokraside gayrımüslim yurttaşların görev almasının önünde herhangi bir yasal engel olmadığını, isteyen herkesin bu haklardan yararlanabileceğini net cümlelerle ifade ediyordu.

Ama sadece ifade ediyordu, Cumhuriyet tarihimiz boyunca bir tek örnek gösteremiyordu.

Yok çünkü.

Özellikle güvenlik kadrolarında askeriyede, poliste, dışişlerinde, içişlerinde ve diğer tüm bakanlıkların kademelerinde bir tek örneğe rastlamak mümkün değil.

Peki niçin bu böyle?

Araştırdım, yasalarda hakikaten herhangi bir engel yok.

Ama görünmez mürekkeple yazılmış derin yasalarda çok.

“Soyunda dönmelik olup olmadığı…”

Yahu “Dönme”sine geçit verilmiyor, aslına nasıl verirler ki!

Kavimlerin kavimlere dönüştüğü, göçlerin sürgünlerin ve çatışmaların bolca yaşandığı bu topraklarda, kimin ne kadar katıksız, kimin ne kadar ne olacağı önemli de değil elbette.

Ne var ki tektipçi zihniyet, bilemediğiniz geçmişinizle ilgili de size bir bedel ödetiyor yeri geldiğinde.

“Kendi kimliğine dair araştırma yaparak ülkeyi bölmek mi istiyorsun?” tehdidiyle kimlik tünelinizin kapılarını bizatihi sizin masum araştırmalarınıza kapatıyor lakin o kendisi tünelinizin derinliklerinde canı istediği zaman korsanlık yapıp, sondaj çalışmaları yürütüyor.

İstediğini örtüyor, istediğini açıyor.

Yapılan, Okan Bayülgen’in ‘Zaga’sındaki klip tahlillerinin bir benzeri aslında…

Sözde uluscu, sözde devletçi hamaset, geçmiş yaşam klibinizin karelerinde arsızca dolanıyor.

Canı istediğinde klibinizi geri sarıyor.

Yakaladığı anda da komutunu veriyor.

“Dur, dur, burada dur.”

Karelerin akışı, “Dur, dur, burada dur” talimatıyla donuklaştığında, ise karikatür kendiliğinden oluşuyor, yaşamın ayrıntılarına sıkışmış kara mizah anında sırıtıveriyor.

Sizin canınız acıyor ama birileri de eğleniyor.

Hrant DİNK

Kaynak: Birgün gazetesi (17.06.2004)

Comments are closed.


 
CopyLeft 2008 NorZartonk