İlle de Eşitlik

Onca “İmam-Hatip Lisesi” arasında bir tane “Papaz-Rahip Lisesi” yoktu ki iki çift laf da ben edeydim.

Öyle ki meseleye bulaşarak, “Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya mı yeltenmiş olurum?”diye YÖK yasasının tartışmalarında kıvranıp durdum. Devamını okumak için tıklayınız »

Farklılaşsak da Fıkralaşsak

Batı, çok kültürlülükle gerçek anlamda henüz yeni tanışıyor. Çeşnilikte en farklı kültürlere sahip Amerika’nın geçmişi dahi sadece iki asırlık.

Avrupa ise “Öteki ile birlikte yaşama”yı deyim yerindeyse laboratuvarda deney yapa yapa üretiyor. Devamını okumak için tıklayınız »

Andıran Günler

Irak işgali öncesiydi. Mütevazı gazetem AGOS’ta Amerika’nın bölgeye gelmesini elini ovuşturarak bekleyen Kuzey Iraklı Kürtleri uyarmak maksadıyla şöyle yazmıştım:

“Şu olan bitenler insana ister istemez hep Birinci Dünya Savaşı öncesi yılları anımsatıyor. Devamını okumak için tıklayınız »

Türkiye Üzerinden Avrupalılık

Sadece 10 küsur yıllık bağımsızlık mazisine sahip “Güney Kafkasya’nın Bebek Cumhuriyetleri” Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ‘bağımsız davranabilme’ ve ‘bağımsız kalabilme’nin tadına bir türlü varamadılar. Bu gidişle varacak gibi de gözükmüyorlar. Devamını okumak için tıklayınız »

Gelane… Hablo… Holane

Güldal Kızıldemir’in Cuma günkü “Mayın Çocukları” başlıklı yazısı aldı götürdü beni çocuklarımızın dünyasına.

“Çocuk dediğin oyun oynarken salıncaktan düşer dizini kanatır, ağaçtan düşer kolunu kırar, bilemedin damdan düşer bacağını kırar. Oynarken mayına basıp patlayan çocuk olur mu hiç?” diye soruyor, patlayan mayınla havaya uçan çocukları anlatıyordu Kızıldemir. Devamını okumak için tıklayınız »

Yaşasın Bağımlılık

Doğu Konferansı’nın yeni seferi, bir zamanlar “Doğu’nun Paris’i” olarak nitelenen Lübnan’ın başkenti Beyrut’la, şimdilerde Doğu’nun en istikrarlı başkenti sayılan Ürdün’ün Amman’ınaydı.

Beş gün boyunca her iki başkentin sokaklarında ve Lübnan-Suriye-Ürdün hattında bir kez daha Doğu’yu soluduk. Devamını okumak için tıklayınız »

Bir Düşman Aranıyor

Ulusal kimliğinin temellerini daha ziyade düşmanlarına endeksleyerek oluşturan ülkelerin, dönem dönem girdikleri ekonomik ya da siyasal kriz nöbetlerinin ilacını da ne yazık ki yine o düşmanlar üzerinden yürütülen edebiyat oluşturur. Düşman olduğu müddetçe bu tür krizler, öyle ya da böyle, bir biçimde geçiştirilir, sonuçta da “Bu kez de atlattık” sanılır. Devamını okumak için tıklayınız »

Öcüyü ve Hortlağı Öldürmek

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Ermenistan’a ilişkin olarak dile getirdiği “Çevremizdeki bütün ülkelere gittik. Özellikle de aramızda sorun olan ülkelere. Bir tek Ermenistan kaldı. Ermenistan ile de bir temas kurmamız lazım” sözü gerçekten umut verici. Devamını okumak için tıklayınız »

“Çüşş”ün Unutulduğu Yerde

Yanlış iki nedenden… Öncelikle dünyanın her tarafına çalışmaya dağılmış yüzbinlerce Ermenistanlı’nın katkısıdır sözkonusu olan, sadece Türkiye’deki Ermenistanlılar’ın değil.

İkincisi de Türkiye’deki Ermenistanlılar’ın sayısı ne geçmişte ne de günümüzde hiçbir zaman 30 binli rakamlara ulaşmadığı gibi bu rakam 3-5 bini hiç geçmedi. Devamını okumak için tıklayınız »

Tabular Yıkıldıkça

24 Nisan’dı o gün. Tüm dünyada Ermeniler 1915′ te yitirdiklerini anıyor, Kıbrıs’ta ise halklar geleceklerini oyluyorlardı. Niye bilmem o gün felsefe yapasım tuttu. Devamını okumak için tıklayınız »



 
CopyLeft 2008 NorZartonk